İnsan vücudu canlı bir antendir
Telefon, Wi-Fi, Bluetooth, baz istasyonları… Bugün elektrik ve kablosuz teknolojiler hayatımızın doğal bir parçası. Peki vücudumuz bu görünmez dünyayla nasıl etkileşime giriyor?
İnsan vücudu, yüksek su oranı nedeniyle elektriksel olarak iletken özellik gösterir ve şekli nedeniyle bir anten gibi davranabilir. Radyo antenine dokunulduğunda yayın kalitesinin değiştiğinin gözlenmesi, insan vücudunun elektromanyetik alanlarla etkileşimine günlük yaşamdan basit bir örnek olarak gösterilebilir.
Yapay dalgalar doğal frekansları maskeliyor
Biyolojik süreçler, vücudun kendi elektriksel sinyalleri tarafından yönetilir. Kaslarımızın hareket etmesi, sinir sistemimizin iletişim kurması, kalbimizin ritmik olarak atması, elektriksel süreçlerle ilişkilidir. Organizmamızın kullandığı frekans aralığı, teknolojik cihazlar ve yapay dalgalar tarafından neredeyse tamamen kuşatılmıştır.
GÖRÜNMEZ TEHDİT: ELEKTROSMOG
Elektrikli cihazların, kablosuz ağların ve teknik sistemlerin oluşturduğu elektromanyetik alanların toplamına “elektrosmog” adı verilir. Maruziyetin yoğunluğu, süresi ve bireysel hassasiyete bağlı olarak; uyku problemleri, baş ağrıları, halsizlik, konsantrasyon güçlüğü, kalp ritim bozuklukları, hormon dengesizlikleri ve hücre yenilenmesinin yavaşlaması gibi etkiler ortaya çıkabilmektedir.
Teknolojiyi kullanırken maruziyeti nasıl yönetebiliriz?
Kimse elektrikten vazgeçmek, interneti kapatmak ya da eski çağlara dönmek istemiyor. Elektrosmog farkındalığı; teknolojiden korkmak değil, yaşam alanlarımızı daha bilinçli tasarlayabilmektir.
Yapı biyolojisinin yaklaşımı; yaşam alanlarımızı bütüncül bir bakış açısıyla, insan sağlığını merkezde tutarak şekillendirmektir.
Yapısal elektrosmog önlemlerinden bazıları:
- Yaşam alanlarını yüksek gerilim hatlarının en az 200 metre uzağında konumlandırın.
- Yüksek frekanslı bölgelerde kalın duvarlar yapın ve yatak odasını zemin katta planlayın.
- Yalıtkan yüzeyleri özel boya, keçe, folyo, kumaş ve kaplamalarla iletken hale getirin. Zeminde iletken malzeme yoksa, yerden ısıtma ile halıyı bir arada kullanmayın.
- Havalandırmaya büyük önem verin.
- Elektrostatik yükü engellemek için sentetik yapı malzemelerinden olabildiğinceden kaçının.
- Statik elektriği azaltmak için oda nemini en az %50 düzeyinde tutun.
- Betonarme demiri, çelik levha, genişletilmiş metal ve borulardan en az 50 cm mesafe bırakın.
- Çelik boru ve metal iskeletli mobilyalar kullanmayın veya aralarında en az 50 cm mesafe bırakın.
- Topraklaması bulunmayan cihaz ve kabloları kullanmaktan kaçının.
- Yatak odasında mümkün olduğunca az elektrikli cihaz ve kablo bulundurun.
Kaynak:
- https://ingenieure-schnell.de/elektrosmog-aus-sicht-der-baubiologie/
- Maes, W. (2013). Stress durch Strom und Strahlung: Baubiologie – Unser Patient ist das Haus